tesettür ile evliyalar bilgileri
en güzel bilgileri yazan tesettür diyorki Şah Şucâ bir gun mescitte oturmuştu. Bu derviş kalkıp orada bıdunaniarılu batman ekmek istedi. Kimse bir şey vermedi. Şah.. Benden elli haccı ıkı ekmek karşılığında satın almak isteyen kimse yok mu de-j, Mescitte bir fakıh vardı. Şah'a;
- Ey Şeyh! Şeriatı hafife mı alıyorsun dedi. Şah da;
Kendime asla değer vermiyorum, amelime mi değer vereceğun diye cevap
rerdı.Yine Şeyhülislam demiştir ki: Bir kimse gözünü harama bakmaktan alıkoysa. nehmı şehvetten muhafaza etse, kalbini devamlı murakabeyle, görünüşünü sunne te uyarak mamur etse, onun ferasetinde hata olmaz [sezgisi tam isabet kaydeder].
Ebu Osman Hîrî (k.s.)
Duncı tabakadandır. Adı Said bin İsmail Hîri Nişaburi’dır. Aslen Rey dendir. Hire, Nışabur’a bir menzil uzaklıkta bir yerin adıdır. Ebu Osman Şah Şucâ'nm talebesidir. Ebu Hafs Haddâd ve Yahya bin Muaz Rizi’yla sohbet etmiştir. Devrinin imamı, zamanının en büyük şeyhiydi. Nişaburlu [şeyh ve dervişlenn] üstadıydı. Şah Şu-câ^ Mcrv’den Nişabur’a geldi. Nişabur’da Ebu Hafs, Ebu Osman’a:
[139] - Sen burada kal. Şah ın orada işlen ve çoluk çocuğu var. Oysa senin kimsen yok dedi. Şah dönüp gitti. Ebu Osman, Ebu Hafs’ın yamnda kaldı. Ebu Hafs da onun için bir mechs kurdu.
Ebu Osman, Rebıulevvel 298/Kasım 910 tarihinde vefat etti. Kabn Nişabur da-
k.
Ona civanmert kimlerdir diye sordular. “Kendilerini görmeyenlerdir* diye ce* yıp verdi.
Yine o demiştir ki: Şevk, muhabbet alametlerındendır.
Ona “rabbani imam ve mürşit* derlerdi. Onun rabbaniliği müritlerim az bir liunle terbiye etmesidir. Ta kı yeten kadar güçlenince buyuk ilimle terbiye goreler. Ebu Osman işte böyle biriydi. O sözde zayıf, muamelede güçluydu.
Yine o demiştir ki: Allah’ın emirlerinde gevşeklik göstermek, Onun şanım tam olarak bilememektendir.
ZOCEim A bin DA-VİY E CK.S.^ lY^âr
Zekerİy a BİN Yahya Herevî (k.s. »
Dmâm luifmi nkmmâm Akmed bm Hanbei Zekcnya skdd-itmJkr ılntmtm Ebm Smd Tjktü de. Zckcmra'yı gördı**. Onnab lo^
btftCtfMLO (25S M**
ZevyAd Kebir Hemedanî (k.s. j
Heıeededhdhr CaaeTdle lolıbct ctMMşür. Fakdıcı ve dualın kAbal oluiKirtlu- Keli-HmürlıaT demiştir b:
- Bv fMi OHM ıneecKİBide oCurvrardum. Zrrfscfı gördüm. Mihrapta otnriBuş ' dMMi faptfordiL Daha daa bitmeden bîr Ta^mur yağnıaya başladı la.
Eer OsMA.N' Mağrİbî (k.s.)
f IdBj Beşin tahahadandır A<h Said bm Sdam Mağribi'dir Eba Hıtsevın Sâi Dme-mgrt mn idbhcmdv Magnf m ICayrrvaa imli şehnndefidır. Yılarca Mekke’de âLmnet «Bmş «v orada aerTidBİ'eaht şeşltlcnn fcgb^es ohouşmr. Sonunda Mek-kt dt haşmu bm hadbr gchh Bu ucdenlr oradan arnhp Nışabıır’a g^ rc orada ve-hi cm. Vdblı 3^/992 îMÛtmdt alap, kabri Nışabur dadu Ebu Osman HIrf ve Ebu Owan Sm99İ mm kabvicruMn f—na debıedünuştır. Sorân knaıı bu ûç Ebu Os-■Mn m kabrim Mşabnr da hır andadv.
Ebu Ommmm %i§fıâti Ebm Ah KMtp. HMb M^pAhm^^Amr ve Zccdcla »oh'
^ etmıı^ ve Ebu Yakub Nehrecûri’yı görmüştür Keramet sahibi ve feraset ehli bir )0fdl.
0 demiştir ki; Bu yola girmemin sebebi şudur Bir atım bir de tazım vardı. Bir ^da devamlı avlanırdım. Aga<^tan bir çanağım vardı. Ondan da devamlı sut içer-Jlun. Bir gun yine çanaktaki tutu içmek istedim. Köpek sürekli havlayarak bana sal alırdı ve şutu içmeme engel oldu. İkinci defa içmek istedim yme saldırdı. Üçüncü deta şutu içmek ıstedı^mde kopek yine bana manı oldu ve kendisi şutu içti. Bir saat İtmeden de şişerek öldü. Sonradan bir yılanın o süte başını soktuğunu, köpeğin de bu durumu gördüğü için kendisini benim için feda ettiğim anladım. Bu hadiseyi gonınce tevbe edip bu yola girdim.
Şeyhülislam şöyle dedi: Ebu Hüseyin Hevaşanî bana; *Ebu Osman Mağribi benim olduğum gün melekler toprak saçarlar” demişti. Vefatında oradaydım. Gerçekten de Nışabur'da kesif bir tozdan dolayı kimse kimseyi göremez oldu.”
Yme Şeyhülislam: Ebu Osman otuz yıl Mekke'de kaldı. Hareme hürmetinden dolayı asla orada defi hacet etmedi dedi. Ebu Osman Mağribi dedi lu: Bu iş [süh-hk] insana ancak kan kokusuyla [eziyet çekerek] kolay olur.
Yine o şöyle demiştir: İtikâf, insanın uzuvlannı Allah’ın emirleri altında sakla-maudır. Yani mücerret halvete girip oturmak itikaf değildir. Ne zaman zahir ve bâtında [açık ve gizli olarak] günahlardan korunursan işte o zaman ıtıkaftasın. Halk arasmda olsan bile.
Yme o, kim zenginlerin sohbetlerini dervişlerin sohbetine tercih ederse AUah Teilâ onu kalp ölümüne müptela kılar demiştir.
Yine Ebu Osman şöyle dedi: Asi iddiacılardan daha hayırhdır. Çünkü ası daima tnrbe için yol arar. Oysa iddiacı dava hayaliyle boşuna uğraşır durur.
Ebu Talip İhmİmî (k.s.)
141] Pek çok kerameti görülen bir şeyhti. Ebu Osman Mağribî, “Ebu Talıp’i gördüm, meleklerle konuşuyordu” demiştir.
Yine Ebu Osman şöyle anlatnuştır: Ebu Taliple seyahat ediyordum. Yolda yırtın hayvanlara karşı müthiş bir korku duymaya başladım. Zira bulunduğumuz vadide sayısız yırtıcı hayvan vardı.
Cun*yd‘in kendisinden rivayetine göre Ebu Abbas, Ebu Alı RudbArI’ntn bocala-findamfar. Hans Muhasibi, Seri Sakatt, Muhaımned bin Mansur ve Muhammed ^ Hüseyin BerceUni nm talebesidir ve onlarla sohbet etnuf, dostluk kurmuştur. Bkbuvuk sûfi şeyhlenndendır.
ı U2] Şeyhülislam foyie anlatıyor: Ebu Abbas Mesrûk Elağdad! dedi b: '‘Cumartesi ge«.esı oturmuştum. Annem, babam benim ıçtn ağlıyorlardı. [Sebebi de luvdu;] Cuma namazında pek çok pirle görüşmüş, sözlerim dinlemiştim. Bu ıısdenle bana çok şiddetli bir hal vab olmuştu.
Ona tasavvuftan sordular, şöyle cevap verdi; Tasavvuf kendısmden uzaklaşılabı-len her şeyden sırlan [ruhu] tahliye etmek^ kendisinden uzaklaşılması düşunüleme-y« şeye de [Hak’ka] ba^anmaktır.
Yine o demiştir ki: Kim tedbiri terk ederse rahat içinde yaşar.
Ebu Abbas Bağdadî (k.s.)
y>^ıılıslam onun şunu söyledı^ni ifade ederdi: Ebü’l-Abbas; "Nefsiniz sizi bir meşguliyete uğratmadan siz onu meşgul ediniz.*
Beyit [tercüme]:
Dilersen olmayasın zûr ü pür-gâm.
Cihan içinde bî-kâr olma bir dem. [Lâmiî]
Ebu Abdullah Mağribî (k.s.)
bncı tabakadandır. Adı Muhammed bin İsmail’dir. İbrahim Havvks, İbrahim bin Şerbân, Kirman-şah ve Ebu Bebr Beykcndî’nin hocası olduğunu söylerler. Ebu Husenn Alı Rezzin Herevl’nin de talebesidir.
Ebu Abdullah yüz yirmi yıl yaşamıştu-. Haşan Basri’nin talebesi olan Ebü’l-Ha-sın Abdulvahjd Zeyd Basri’nin talebesi de olmuştur.
Ebu Abdullah’ın kabri Sina dağının tepesinde, hocası Ebül-Hasan Rezzîn’in kabn yanında, bir keçiboynuzu ağacımn altındadır. 279/892 yılında öldüğünü söy-İfriene de doğrusu 299/912 yılında öldüğüdür.
J^uliftlam dedi ki: Ebu Abdullah Mağribi hiçbir zaman karanlık görmüş değıl-^ Halka karanhk olan yerler onun için aydmiık olurdu.
o dcfOi^ b Ebu Abdullah 1 yaratan Huda hakb ıçm, Allah Teâli'mn beod^ yhvt (anuij vukunu kaldırması. *£y kulum, hadi fu anda cennete gır” demcı^ den daha kof gdir Alı bm Ebu Talip (k.v.) foyle demiştir; "Eğer Hak Sübhin«|^ nt Telli bana cennette olmak ile mescitte olmak arasında seçim yaptııua, ben çitte olmayı ^cdı edenm. Zira cennet Onun yanında benim nasıbimdır. Mescit ^ benun yanımda Onun nasibidir.*
Bir zamanlar Ebu Abdullah Ma^bi Sına da^^da konuşuyordu. Sozun gekfi olarak foyle dedi: Kul Ona o kadar yakın olmak ister b, kendinden geçip yere yg. varlanır
(143] O anda dağda bir taş harekete geçti ve parça parça olup uçuruma duştu. Yine o demiştir b; Amellenn en faziletlisi, Hak’bn enurlenne uygun olarak de ğerlendınlen vabtlerdır.
Yine o, EhluUah’tan başka hiç bmse Hak 1un sırlarını fark etmedi. Onlar da far bna vardıkları sımn ateşiyle yandılar demiştir.
Şu beyitler de onundur. Tercüme:
Ey vasi umtdmı bana addeyleyen günah.
Ben mce özr edem bu günahtan, yanında âh!
Sevmek sem günahsa ey yâr-ı dıl-rubâ.
Olmaya benden özge bugün ğarka-i günah.
Yine o demiştir b: Dünyadan daha insaflı bir şey asla görmedim. Eğer sen ona hizmet edersen, o da sana hizmet eder. Ondan uzabaşıp Hak Tu talep edmce de senden kaçar ve onun tasası gönlüne girmez. Her kim b samimiyetle dünyadan uzaklaşırsa onun şerrinden emin olur ve belalarmdan kurtulur.
Ebu Abdullah Nebâcî (k.s.)
Adı Said bin Yendedir. Zunnün Mısrt’nin çağdaşıdır. Ahmed bm Ebu Havari nin liiUtianndandjr. Ensâb-t Semânf de Nebic'ın, Basra ile Mekke yolunun ortasında Basra çölünde btr koy olduğu kayıtlıdır. "Edep, asil bşilerin süsüdür” cümlesi onun •ozlenndendır.
Yine o, her şeyin bir hizmetçin vardır. Dinin hizmetçisi de edeptir demiştir. ^^eyhuIısUm dedi ki: Ebu Abdullah Nebicf: *Gozunu Hak'tan yana çevir b, On
Yınt Mumşid demiştir ki; Her kim Hak 1un doctlanndan bırvu ıiMİr ederec onun iv'in en hafif ceza Hak dostuna renlenın kendisine verilmemesidir
Zunnûn demiştir kı: Her kim nara atan btımın nara atmasmı red ve inklr etse adı dof^nıluk ve samimiyet yolunu bulamaz. Yanı o hakn arima vikd olsa bile uıklr ader Sana ne onun nara atmasından. Onun narası yine kendısınedır Sen do^ju bak n doğru gor b nasıp alasın.
Şeyhülislam dedi b: Mumşkd’ın talebesi olan £bu Amir foyie dedi: “Bir gun Mumşld’ın önünde oturuyordum. Bir civanmert içen girdi. Denriflen misafir etmek is'in mn istedi. Şeyh:
-Sûfilen evine alıp misafir etmek ile pazar sevdasmda olmayı bir araya getirmek elinden gelir mi dedi. Kısacası Şeyh çeşitli bahanelerle onun davetim kabul etmedi. 0 delikanlı gidince dervişler;
-Şeyh hiç böyle bir şey yapmamıştı. Acaba böyle davranmasının sebebi nedir dediler. Bunun üzerine Şeyh şöyle buyurdu:
-Bu civanmert eline bir miktar dünyalık geçince dervişliği terk etmişti. Şimdi hu dervişlere bir şeyler ikram etmek için geldi. Boylece dervişliği tekrar elde etmek ısbyor. Dünya muhabbetinin de kalbinden çıkmamasını arzuluyor. Onun eli bir da hı dervişliğe erişemez.
[146] Şeyh Ebu Abdullah Tâfî (r.a.) dedi b: Muhammed bin HâBB'nm şöyle dediğim duydum: “Mumşâd Dineveri’yi vabada gördüm. Sanb ayakta durmuş el-lennı göğe kaldırmıştı ve “Ey kalplerin Rabbı, ey kalplenn Rabbi" diyordu. Semi başına yaklaşmıştı. Sonra göğün onun başına inip ıbye ayrıldığını ve Mumşld’ı tanıdığım gördüm.
Bir gun Mümşâd evinden çıkmıştı. Bir köpek havladı. Mumşld, Lâillhe iUlUah dedi ve kopek hemen oldu.
Mumşâd’ın sözlerinden bin de şudur; Müridin edebi daima şeyhine saygı gös-termcb dostlara hizmet etmek, dünya sebeplerini terk etmek ve nefsi şenatm adabına uygun olarak muhafaza etmektir.
Künyesi Ebu Ali’dir. Cüneyd ve Ebu Hamza’nın üstadı ve çağdaşı olduğunu söyler kr Aynca Seri Sakatl’nîn ileri gelen müntlerindendır.
dbck b AlKİulUh. YimuT bm Haserm’m dâvmdır tttı K^^rdmdtr obp ondân daha iHtvndtL
faml'hM Hmepa föyk hıkİTV ediyor. Zunnân dan «ynhp Mısır dao Rey'e p-« ıradım. Dayım Abdullah bin Hlar ondaydı. Hacca gitmeye ni' Ymmı varıhm. bana;
. Sefedea fekroman diye sordu.
. Mmr da* Rey e gidiyorum. Bana bir o|\ıt veımem istiyorum dedim.
. Kabd ctnnan dedi. Ben:
-Kabul edebilarun dedim.
-Kabul etmezsin diye tekrariadı.
-Bela kabul ederun cbdim. O yine:
-IbbfU. kabul etmezsin dedi
-Kabul etmem muhtemeldir dedim. Bunun uzenne dayım:
-CMeyue gece ohmca bütün btaplaruu ye Zünnûn dan yazdığın diğer peyleri giDhcif'ye at de<k Kendisine:
>Dufunenm drye cevap yerdim.
0 gece tasadan gemime lûç uyku gırmedL Gönlüm bir turlu bu işi yapmaya, ya-■ büfbnNideye atmaya razı olmadİL Ertesi gun yine ona gitüm.
>GouiâB razı ohnadı dedim. O da:
-Ben sana sovlenuştim. Kabul etmezsin demiştim dedi.
-luua br tarsyede daha buhın dedun.
-Oh da kabul etmezsin dedi.
-Kabul edensı diyince de şöyle söyledi:
-Rey e ggdmcc *Ben Zuıınûn’u gördüm* deme ye ondan sot etme.
0 gece bu tozlen de duşundum. Fakat bunu yapmak bana lUunden daha zor go-■db. Tekrar onunla buluşup bu ışın guç olduğunu soyledun. Bunun uzenne o:
-İH sana k^ul etmezsin deımştun dedi. Sonra senin için çok luzumlu bu töz aimty drur eldedı. Ben söylemesini utedım. O da:
iUt > Ehw vardı^tHi zamaıı haflu. Hakla davet ediyorum diye kendme davet m Oşir br şekdde yaşa ki, bur daha hiçbir zaman Hak Teâlâ hatırından <^ıkma
(ptnuflmiır. Zehrûn ocıdr. Mıuuffrr onun arkMtncU «n «rlukU d* jyİMüüer'm kjunsı Seyytde olmak uıerv yoknohık yapımşUrdı H«f« de Remle de ^««iMflerdı
Eku Abdullah MagnM: Dünyada Zekrte gibi hv aeanaıert asla görmedim de
ŞfYhttfasUm dedi fa: Zehrûn bir zamanlar gezinti [feyr u şaft] ı^m denriflenvle çduniftı. Bu »rada fu rubai okundu [tercüme]:
nûr-herk hm ddr tfgurdı ndıetı. eddı-yı sajada ıderken seyeİMtı Mek-crme4 menzıl-ı Selm tdı meğer Kim nûr uitjenâst ve mıhr tdt seyoiiMh.
Zehrûn derhal coşup birkaç kere nara attı, penşan bir halde gen dondu ve "Ben umaşamı [seyr u safkmı] yaptım” dedi.
[155] ArÛN BİN VESSÂBE (K.S.)
kanyeai Ebul-İsbe'dir. Şeyhülislam dedi fa, Ahmed bin Ebu Havari nin kitabında |Ofdtaıı. Mekke'de şeyhb. Şam'da vefat etmiştir.
Vakıada gördüler ve halini sordular. Şöyle dedi:
- Beni inceden mceyc hesaba çektiler, sonra lütfedip azat ettiler
MeymCn Mağribî (k.s.)
Ma^jr^ılıdir. Çok seyahat ederdi. Eski şeyhlerdendir. Ebu Musa DebıU'yle yol arka-yapmıştır. Keramet sahibiydi. Mübarek siması siyahtı. Fakat semk yaptı^ za-mm yıtzu beyazlaşırch. Kendisine:
-Semi yaparken hahnde değişildik oluyor dediler. O:
-Semi esnasında bana öğretilen şeye siz vâkıf olsaydımz sızın de haliniz değı diye cevap verdi.
Rivayet olunur ki, onun bü* dağarcığı vardı ve her ne istese eUm ivme sokup çı-
rvuTA MrNKiMuau
O Jemıştur kı “Ben Kır veli ve ıkı şehide dayenmeden hiçbir şey yüklenmedim *
Bir tamenUr Amr hm Osman Mekld. Mekke'de bulundu(|;u «rada otu2 bm akçe vaptı. Amr horv-un (Hİenmesmde yardımcı olsun diye tsiahan'a. Alı bin Sehl Is-gliMii'nın yanına gitti Alı hin Sehl onun borcunun miktarını ödendi ve nıdut oU-^ Mekke'ye gımderdı. Fakat bunu Amr a haber vermedi. Sonunda tatlılıkla btrbt avnldılar Amr gonlu borç süuntMryta doki Mekke’ye dondu. Borcun tama 0tm ödendiğim görünce rahatladı.
Şeyhülislam dedi kir Alı bin Sehl niçin bayie davrandı bilir mısıni^’ Amr’ın otur jBeınestfiden ve kendisine teşekkür etmesinden korktu. Hiçbir mert kışı bu hale ta İMflumıl etmez.
Ab bin Sehl demiştir ki: SûtUer taifesine takır ve derviş demek uygun debidir.
(,unku halkın asıl lengınlen bunlardır.
Şeyhülislam dedi ki: Hak TeilA değerli ve gostenşb elbiseleri zenginlere, değer « elbiseyi de dervişlere verdi. Temiz yıyeceklen onlara, yıyceklenn lezzetim de bKÜan verdi.
Yine Alı bin Sehl şöyle dedi: Bâtındaki sırlar bozukken güzel amellerin verdiği Itanırdan Allah, bizi de sızı de korusun.
Yme o demiştir ki: Tasavvuf, Allah hanç her şeyden tebem etmek, Hak’Un baş bı her şeyden arınmaktır.
Ona tevhidin hakikatinden sordular: Zanlara yakın, gerçeklere uzaktır dedi ve bınstne ait şu beyti okudu. Tercume:
Ruhundan gerçi garkım nur u tdba,
Veli irmez elim, sen afitâba.
Şeyhülislam dedi ki: Ali bin Sehl’e kilû belâ günü hatırında mıdır diye sordular. *Naııi hatırımda olmasın kı, daha dun olmuş gibidir” dedi. Bazıları bu sözü Mu-banmed bin Yusuf el-Bennâ'nın talebelerinden olan Ebu Hafs Muhammed bm Fâ-m'ye nispet ederler. Bu söz Sıyerti s-Salihîn isimli kitapta yazıhdır ve bu iki azizden bnoden çıkmış olması muhtemeldir. Sözü nakledenlerden bınnın hataya duşmuş abu ihtımab de vardır.
^15’’' Şeyhülislam dedi ki: Bu söz sûfiye bir eksıkbktir. Dün bugündür. Henüz o fmun üzerinden gece geçmemiştir. Sûfi o anda, o gündedir. Ali bin Sehl her zaman Benifn olumum tizin olumunuz gibi olmaz. Benim mevtim bir anlık dua ve icabette, yanı Haklun daveti ve benim kabul etmemden ibarettir* derdi. Nitekim dedi^tesettür sundu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder