tesettür ve felsefe toplumu bilgileri
tesettür diyorki öldüğünde, üpkı kaptanı ölen bir gemi gibi, krallık devam eder” sözlerini Almanya Kralı 11. Conrad’m ^ aktarmaktadır. Fakat bu uyarıların muhatabı olan imparatorluk sarayını yakmakla suçlanabüecekleııni tedd'' lerinde, kuşkusuz, kamuoyundaki genel düşünceye çoy. yakın bir kamya sahiplerdi.tesettür Çünkü, bu olayın fetret döne^' de gerçeldeştiğini söylüyorlardı:“İmparatorumu2a bvjj,' ken hizmet etük; o ölmüştü ve artik bir krahmi2 yoktu»| tiyadı kimseler, önceki kralın bahşetmiş olduğu ayncalı]^ yeni krala da onaylatmayı ihmal etmiyorlardı ve XII. ortasmda, Ingiliz keşişler, krallık mahkemesi önünde, esü(f hukukuna aykırı bir kral buymğunun ancak sÖ2 konusu If hayattayken geçerli olabileceğini savunmaktan çekinmi)o4. dı.^^^ Bir başka ifadeyle, soyut iktidar düşüncesi, somutj( imgesinden güçlükle ayrılıyordu. Krallar bile, çok dar blı çimde sımrlandırılmış aile düşüncesinin üstüne çıkmakta çd zorlamyorlardı. Bakmız, Philippe Auguste Haçlı Seferi’oej. derken, eğer Kutsal Topraklar’daki yolcuğu sırasmdaöfc krallık gücünün vazgeçilmez temeli olan hâzinesinin nasıl E lamlacağmı hangi kavramlarla düzenlemektedir? Eğer ö|; yaşıyorsa hazînesinin yarısı, buna karşın oğlu kendısiınk önce ölürse tamamı sadaka olarak dağıtılacaktı.
Bununla birlikte, ne hukuken ne de fiilen kişisel mi kıyetçilik rejirninin varolduğunu düşünmeyelim, Bu dönet.; evrensel olarak kabul edilen iyi yönetim yasasına göre, b olursa olsun, hiçbir yöneüci, damşmaksızın, ciddi biıko® ilişkin karar alamazdı. Elbette, damşılacak olan halk d# Hiç kimse, doğrudan ya da seçtiği temsilciler aracılığıifc kın düşüncesinin sorulması gerektiğini düşünmüyordu,E' rısal plan gereği, halkın doğal temsilcileri güçlüler ve zeaî 1er değü miydi? Dolayısıyla, krahn ya da hükümdanngön'
tesettür tine başvuracağı kişiler, tebaasının ileri gelenleri ve özel bağımlı adamlarıydı: Kasaca, sözcüğün feodal anlamıyla, kendi meclisiydi. Kendilerine en fazla güvenen krallar, beradarında, bu danışma gerekliliğini anımsatmayı hiçbir zaman ihmal etmezlerdi. İmparator I. Otton, belirli bir meclis tarafindan ilan edileceği öngörülen bir yasamn, söz konusu meclisin “bazı ileri gelenleri bulunmadığı gerekçesiyle” burada yayınlanama-vacağını açıklamaz mı?^^tesettür^ Kurahn daha esnek ya da daha katı bir biçimde uygulanması, güç dengesine bağlıydı. Fakat çok açıkça ihlal edilmesi hiçbir zaman ihtiyatlı bir davramş olarak kabul edilmezdi. Çünkü biraz daha üst düzey tebaa, kendisini yalnızca, her zaman onayıyla olmasa da, en azından katdımıy-la alınmış olan kararlara gerçekten uymak zorunda hissediyordu. Feodal parçalanmanın en önemli nedenlerinden birinin, yüzyüze ihşküer dışmda bir siyasal bağı algılama yetersizliği olduğunu bir kez daha görmekteyiz.
II.ŞİDDET VE BARIŞ ÖZLEMİ
Feodal toplumun özeUikle ilk dönemine üişkin olarak çizilecek bir resim, eğer yalmzca hukuk kurumlan üzerinde durur ve insanlarm bu dönemde süreldi olarak acı verici bir güvensizlik içinde yaşadıklarımn unutulmasma izin verirse, gerçeği ancak oldukça eksik bir biçimde yansıtmış olacaktır. Burada söz konusu olan, bugün olduğu gibi, silahlanmış uluslardan oluşan bir dünyanın doğasında barınan korkunç ama kolektif ve ara sıra görülen bir tehlikeden duyulan korku değildi Ne de (ya da en azından özellikle) güçsüzleri ym da bahtsızları ezip geçen ekonomik güçlerden duyulan kaygı söz konusuydu. Her gün karşı karşıya kahnan tehlike, her bireyin kaderini etküiyordu. Mallar gibi canlara da dokunuyordu.
® CmslilHlioms ngum et ımp., C. I, no. XIII, s. 28-29.
Zaten, çabşmamızda, savaş, cinayet, gücün kötüyç ması gibi olguların izinin görülmediği tek bir sayü lunmamaktadır. Şimdi, gerçekten bir dönemin ■ sal sistemin belirtisi olan şiddetin nedenlerini kısaca yıp özedemek için birkaç söz yeterli olacaktır,
“Franidar’ın Roma imparatorluğu ortadan kaL-çeşitli kralların yüce tahta çıkabilmeleri söz konusu da, herkes yalmzca kılıcına güvenecekti”: Karolenm^, yük imparatorluk düşünün yok olup gittiğini gören ve dan dolayı derdenen Ravennab bir din adamı, IX, ortalarma doğru, kehanet sayılacak bir biçimde bunlan v lüyordu.^^^ Dolayısıyla, o dönemde yaşayanlar, büral
düzensizbğin hüküm sürmesinin önlenemez bir sonum olt devlederin güçsüzlüğünün, kötülüğün zincirlerinden lıoji| yayılmasına yol açtığını çok açık bir biçimde görüyorlati Ayrıca, cinayet ve yağmanın her yere sızmasına olanabs|. yan istilâlar da, eski ikddar kadrolarının çökmesinde aynı t recede etküi olmuşlardı. Şiddet, toplum ve zihniyet yapiiic en derinlerinde kök salmıştı.
Ekonomide şiddet vardı. Ticaretin çok nadirolarals güç koşullarda yapıldığı bir dönemde, zengin olmakiçin,pi ma ve baskıdan daha güvenli bir yol var mıydı? EgeuıeoR savaşçı sımfın tümü özeMikle bundan geçimini sağlıyodıtı bir keşiş, kaleme aldığı sözleşmede, küçük bir senyöresş bir dille şunları söyletiyordu: “Her türlü yükümlülükteD,kı türlü vergiden ve tai/k’dm, her türlü angaryadan ...veşö'i yelerin yoksullardan şiddet kullanarak almaya abşık her türlü şeyden muaf olan” bu toprağı veriyorum.^^
Uzun vadede tüm gaspları meşru hale getirmekle lanacak örf hukuku ilkesi ve ardından da, bireye ya
^5'' VV. R^r.,V1-IX (Mon. Germ.), s, 385, c. 166.
