tesettür ve felsefe bilgiler

tesettür ve felsefe bilgiler 

SCHNEIDER, P./SAAME, O., Positivismus undseine Pro^ 1968. HEINEMANN, F., Neue Wege der Philosophie, 1929. HEINEMANN, F, Einführung in die Philosophie der 1929. " PAP, A., Analytische Erkenntnistheorie, 1955. STEGMÜLLER, W., Hauptströmungen der
Gegenwartsphilosop. hie, 1965. ASTER, E.V., Prinzipien der Erkenntnislehre, 1913 (Bkz.: Bilgi Teorisi ve Mantık, çev. Macit Gökberk, I.Ü.Ed.Fak.yayını -çev-). HABERMAS, J., und Praxis, 1969. HÜNERMANN, P., Der Durchbruch des geschichtlichen Den-kens im 19. Jahrhundert, 1967. LANDGREBE, L., Phaenomenologie und Geschıchte, 1968. EWALD, O., Avenarius als Begründer des Empıriokritizismus, 1905. CARSTANJEN, F., R. Avenarius biomechanische Grundlegung der Erfuhrung, 1894. BUZELLO, H., Kritische Untersuchungen von Ernst Mach's Erkenntnistheorie, 1911. STEGMÜLLER, W., Das Wahrheitsproblem und die Idee der Semantik, 1957. SPECTH, E.K., Die sprachphilosophische und ontologische Grundlagen im Spaetwerk Ludwig Wittgensteins, 1963. WELLMER, A., Methodologie als Erkenntnistheorie. Zur Wis-senschafislehre Kari Poppers, 1967. ALBERT, H., Traktat ilher kritische Vernunft, 1968 (Albert'in görüşleri için bkz: E.Ströker. Bilim Kuramına Giriş, Çev. Doğan Özlem, Ara Yayıncılık, 1989 -çev-). WECK, E., Der Erkenntnishegriff bei Paul Natorp, 1913. MİLLER, A./POSTOWSKA; B. Das Problem der individualis-tischen Begriffsbildung bei Heinrich Rickert, 1955. ElSLER, R., Nielzsches Erkenntnistheorie und Methodologie, 1902. HILPERT, C., Die Untersuchungen der Intuition bei Henri Berg-son, 1914. INGARDEN, R., Intution und Intellekt, bei Henri Bergson, 1923. CUEPPERS, C., Die erkenntnistheoretische Grundlagen Wilhelm Diltheys, 1933. ERXLEBEN, W., Erlebnis, Verstehen und geschichtliche Wahr-heit, Untersuchungen über die geschichtlichen Stellung von Wilhelm Diltheys Grundlegung der Geisteswissenshaften, 1937. ALTMANN, A., Die Grundlagen der V/ertethik. Max Schelers Et-hik- und Seinslehre in kritischen Analyse, 1931. POELL, W., Wesen und Wesenserkenntnis. Untersuchungen mit Berücksichtigung der Phaenomenologie Hursseris und Schelers, 1936. MARCUSE, H. Reason and Revolution, 1941 (Mantık ve İhtilâl adıyla Türkçeye çevrilmiştir -çev-). BRAUNBEHRENS, H.V., Klages Lehre vom begriffIichen Er-kennen, 1937. SCHNEIDER, K., Zur Kritik der Urteilslehre Franz Brentanos, 1915. BERGMANN, G., Realism. A critigue of Brentano und Meinong. 1967. ADORNO, T.W., Zur Metakritik der Erkenntnistheorie. Studien )^ber Husserl und die phaenomenologischen Kategorien, 1956 SCHLICK, M., Allgemeine Erkenntnistheorie, 1925, SCHLICK, M., Û/?er das Fundament der Erkenntnis, 193^ HILBERT, D., Die Grundlagen der theoretischen Logik io>, COHEN, H., Kants Theorie der Erfahrung, 1871. ^ COHEN, H., Logik der reinen Erke nntnis, 1902. CASSIRER, E., Das Erkenntnisproblem in der Philosophie^^^ Wissenschaft der neueren Zeit, 3 cilt 1923/29. V/INDELBAND, W., Gesc/iichte der abendlaendischen Pijn^ sophie im Altertum, 1923. V/INDELBAND, W., Geschichte der neueren Phiiosophie, 1925 RICKERT, H., Der Gegenstandder Erkenntnis, Ein/u/ırungindit Transendentalphilosophie, 1928. RICKERT, H., Die Grenzen der naturwissenschaftlichen Begriff. sbildung, 1924. LASK, E., Die Logik der Phiiosophie und Kategorienlehre, J91I. LASK, E.tesettür , Die Lehre vom Urteil, 1912. HABERMAS, J., Erkenntnis und Interesse, DILTHEY, Yl., Schriften, 12 cilt, 1922. BRENTANO, F., Die Lehre vom richtigen Urteil, 1956. GADAMER, H.G., Wahrheit undMethode. Gründzüge einerphi-losophischen Hermeneutik, 1960. BISCHOF, N., Erkenntnıstheoretische Grundlagenprobleme, 1966. İPSEN, G., Zur Theorie des Erkenntnis, 1926. SCHUPPE, W., Erkenntnistheorietische Grundlagenprobleme VOLKELT, J., Erfahrung und Denken, 1886. VOLKELT J., Gewissheit und Wahrheit, 1918. KÜLPE, E., Erkenntnis und Naturwissenschaft, 1910. DRIESCH, H., Über die Grundlagen der Erkenntnis, 1890. BECHER, E., Erkenntnistheoretische Untersuchungen, 1906. HÖNIGSNVALD, R., Grundfragen der Erkenntnistheorie, 1931. Bat) düşüncesinde karşılaşılan en eski teorik çabalann "doğa fel-sefesi"ne ilişkin çabalar olduğu söylenebileceği gibi, hatta, doğa felsefesi Batı felsefesinin en eski "disiplin"! olarak da gösterilebilir. Ama hemen şunu da belirtmek gerekir ki, doğa felsefesine ait problemler, bugünün felsefesinin de en güncel problemleridir. Öbür yandan bir doğa felsefesinden de söz etmek yanıltıcı olabilir; çünkü bu ad altında birbirinden oldukça farklı uğraşılar toplanmıştır. Bu nedenle, genel olarak "doğa felsefesi" deyince "doğa" üzerine bir "felsefe" anlaşılacağından, önce "doğa" sözcüğünün anlamlanna kısaca bakmak gerekir. 1. Doğa Kavramı İnsan dillerinde pek az sözcük "doğa" sözcüğü kadar "geniş bir çerçeve ve zengin bir içerik"e sahiptir (Classen, Doğa Sözcüğünün Tarihi, 1898, S.5). Grekçe physis sözcüğünün asıl anlamı "phy" kökünden gelir. "Phy", filiz verme, doğma, döllenme ve (organik) gelişme sürecini gösterir (Grek felsefesinin herşeyi canlı sayan bir doğa felsefesiyle -hylozoismus- başladığını biliyoruz -çev-). Kavram giderek çok zengin bir anlam içeriğine sahip olmuştur. Sofistler, tannnın yaptığı (yarattığı) bir şey olarak physis ile insanın yaptığı yasalan (nomos), kural olarak koyduğu şeyleri (thesis) ve beceri ve kanaatla şekillendirmelerini (techne) birbirinden ayınrlar. Aristoteles’te physis sözcüğünün asıl anlamı, her tekil nesnede hareket ettirici şey olarak bulunan ve herşeyi birbirine bağlayan yasalılıktır. İlk kez Stoa'da physis, kendi kapalı düzeni içinde parçalanndan biri olarak canlılığı (Lebendigkeit, hayat) da içeren bütün ya da "genel anlaşılmaya devam eder. Cicero, Öreklerin physis kal natura olarak aktarır. Köken bakımından natura’n,n da li bir doğma, açma ve belirme etkinliğidir ve tüm varJık b^'^S muştur. Ama Öreklerin physis kavramının etkisi aJtmda naiü,^^ günün anlam alanının çabucak genişlediği de görülür. Natura t daha sonra Lucretius'ta dört ana anlam kazanır: 1.tesettür ratıcı güç, 2. bu güç tarafından yaratılmış olan evren, 3. tek tekyj^^ mış şeyler, 4.doğa düzeni. Sözcüğün Almanca ya 9. ve yuzyı^ "Natur" olarak geçtiği görülür; ama sözcüğün tam anlamıyla tauuu^j^ ancak lö.yüzyıldan sonra olur ve 17.yüzyılın sonunda modem doğa kavramına ulaşılır. Bu nedenlerle, "natura" ya da "natur"dan sözedildiğindt, söu ğün çok görünümlü arka planına eğilerek hangi anlamda kullanıldığiDj dikkat etmek gerekir. Çok genel bakıldığında, bugün "natur" sozcüp, ya cisimsel şeylerin kavramı, yani maddi doğa kavramı ya da bırşey» öz-belirleniminin kavramı, yani formel doğa kavramı olar^ anlaşılı yor. Daha sağlam bir belirleme, ancak maddi ve formel doğa kavram lanmn karşıtlığından kalkılarak yapılabilir. Örneğin formel doğa kav ramı için karşıt kavramlar, "doğa-dışı" ya da "doğal-olmayan ; madc doğa kavramı için ise, "kültür", "değer", "norm", "teknik , tarih "toplum", "sanat", "ahlâk", "tin", "ruh", "akıl", "bilinç", "özgürlük" insan", "kutsallık", "Tanrı" vb. olabilir. 2. Doğa Felsefesi Kavramı "Doğa felaefeai" ad, oldukça yakın zamanlara ailtir. Terim, bir za- manlann doğa metafiziği , "doğamn felsefesi" "snekai.fif r- ı - u lanmasında özel bir disiplin adı olarak kullanılmaya başlanmıştır. An-tikçağ gibi Ortaçağ da, "doğa felsefesi" ile "doğa bilimi" arasında hiçbir ayırım tanımıyordu. Physis üzerine bir öğreti olarak physike episteme, kavranmış olsun olmasın, içerdiği tüm varlıkla "kozmos" üzerine bir öğretiydi. Burada üç alan ayırdediliyordu; "Anorganik" doğanın öğretisi olarak kozmoloji-, "organik" doğanın, organizmaların öğretisi olarak teoloji ve son olarak da psikoloji (Karş.: Leisegang, "Fizik", cilt 39, 1941). 17.yüzyılda psikoloji bu üçlüden aynidı; geri kalan iki disipline birarada (doğa felsefesi ve fizik yanında) fizyoloji de dendi. Verulamlı Baco (Francis Bacon), bugün empirik betimleyici doğa bilimi kavramına o zamanlar verilen adla "historia naturalis"i, "doğa felsefesi" veya "doğa öğretisi"nden (doctrina de natura) ayırdı ki, bu sonuncusuna bugün uygun düşen şey, bir bakıma teorik fiziktir. İlk kez 18.yüzyılda fizyoloji, bugünkü anlamına uygun bir anlam içeriği kazanarak doğa felsefesinden aynidı. Ama bu ayrımlara koşut olarak, physi-ca experimentalis ve cosmologia generalis ayrımlan da yapıldı (WolfO. Aslında bu aynmlardan ancak sonuncusu bugünkü doğa bilimi ve doğa felsefesi aynmma uymaktadır. Bu son deyimler, özellikle Holbach'm Doğanın Sistemi (1770), Kant'm Doğabiliminin Metafızik-sel İlkeleri (1786) ve Schelling'in Bir Doğa Felsefesi Taslağı (1799) adlı yapıtlannda yerleşik olarak kullanılarak yaygınlaştı. 3.Bir Doğa Felsefesinin Olabilirliği ve Görevleri Felsefe ile tek tek bilimlerin birbirlerinden aynimalarından bu yana, şu soru hep sonılagelir: Doğa biliminin yanı sıra, artık bir doğa felsefesi olanaklı mıdır? Bir doğa felsefesinden bir bilimmişçesine söze-dilebilir mi? Bu sorulara pek çok yanıt da getirilmiştir. Herşeyden önce, bağımsız bir konusu ya da özel bir yöntemi olmadığından dolayı, yani kendi iç çelişkilerinden ötürü, daha sonra da yararsızlığından, aş-kınlığından ve daha da önemlisi tek tek bilimlerin araştırmalanna zarar vermesi ve engel olması yüzünden bir doğa felsefesinin olabilirliği top-tesettür